Nepal’deki felaketin ardından Türkiye için kritik uyarı! Uzman 4 bölgeyi işaret etti
26 Ağustos 2023’te Nepal-Tibet sınırında oluşan heyelan, buzul ve kaya kütlesinin koparak dev bir çığa dönüşmesiyle yüzlerce kişinin hayatını kaybetti. Hareket eden kütle, yeraltı su sistemlerine ulaştığında taşkın ve moloz akışlarını tetikledi. Olay, yüksek dağlarda başlayan bir tehlikenin su, buz, kaya ve molozun etkileşimiyle kısa sürede çok daha geniş bir alanı etkileyebileceğini gösterdi.
Benzer bir senaryo 2024 yılında Fransız Alpleri’nde gerçekleşti. Haziran 2024’te La Bérarde kasabasını vurduğu büyük taşkın ve moloz akışında yoğun yağış, kar erimesi ve Glacier de Bonne Pierre buzul gölünün boşalması önemli rol oynadı. 18 Ağustos’ta yayımlanan bir araştırma, bu buzulun altında yüz binlerce metreküp su barındırabilecek gizli su hazneleri bulunduğunu ortaya koydu. Dr. Bikem Ekberzade, buzul göllerinin beklenenden çok daha fazla su depolayabileceğine dikkat çekerek, taşkın senaryolarının hazırlanmasında bu su kütlelerinin de hesaba katılması gerektiğini vurguladı.
Ekberzade, Türkiye’nin yüksek dağlarında benzer zincirleme afetlerin yaşanabilirliğini gündeme getiriyor. Türkiye, mevsimsel kar örtüsü, buzullar ve sarp dağ sistemlerine sahip. Özellikle Ağrı Dağı, Kaçkarlar, Cilo ve Sat sıraları, buz, kar, kaya ve suyun aynı sistem içinde etkileşimde bulunduğu bölgelerdir. Bir heyelan başka bir kütleyi harekete geçirip su sistemlerini etkileyebilir; bu da taşkın ya da moloz akışına dönüşebilir.
Bu nedenle klasik risk değerlendirmelerinin ötesine geçilmesi, yeni nesil modelleme ve erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi kritik. Farklı bilim dallarının birlikte çalışması, araştırmaların sürekliliği ve elde edilen bilimsel sonuçların ulusal politikalara dahil edilmesi, Türkiye’nin gelecekte karşılaşabileceği zincirleme afetlere karşı hazırlığını güçlendirebilir.
