Bugün TBMM Genel Kurulu’nda sokağın sesiyle sönüp giden bir olay gündeme geldi. İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, Sincan 1 No’lu L Tipi Cezaevi’nde isyan çıktığını iddia edip konuşmasına devam etti. Bu sözler, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “halkı yanıltıcı bilgi yayma” suçundan resen soruşturma başlatmasına yol açtı.
Çömez’in sözleri, milletvekillerinin kürsü dokunulmazlığı ve ifade özgürlüğü hakkındaki tartışmayı ateşletti. Özlem Zengin, konuşmada “Burada isyan var” demenin gerekmediğini savunup, Çömez’in önerdiği açıklama çağrısını reddetti. Bu durum, meclis içinde bir “kırmızı işaret” gibi yanıp tutuşmaya başladı.
Meclis Başkanvekili Pervin Buldan, resen soruşturma başlatmanın doğru olmadığını belirtti. “Bir milletvekilinin kürsüden konuşması için Ankara Başsavcılığının hemen soruşturma açması, milletin temsilcilerini susturmak demekti” dedi. Bu sözler, diğer grup başkanvekillerini de harekete geçirdi.
Yeni Yol Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ, Çömez’in söylemlerini dinleyerek “Sırf söylemek için değildi, açıklama bekleniyor” diyerek, bakanlıkla iletişimin sürdürülmesi gerektiğini vurguladı. Zengin ise “Kürsüye çıkan herkes özgür konuşur, ama isyan gibi gerçek olmayan şeyleri söyleyemez” diyerek, sözlü savunmasını sürdürdü.
Temelli, “Kürsü dokunulmazlığı, halkın iradesinin kürsüsüdür. Bu yüzden savunmak zorundayız” diyerek, anayasayı çiğnenen bir suç olduğunu nitelendirdi. Grup başkanvekilleri, Çömez’in haklarını savunarak, soruşturmanın milletvekillerini susturmak amacıyla başlatıldığını dile getirdiler.
İnsanlar merak içinde, “Bu adil mi, adaletsiz mi?” diye soruyor. Meclis ortamı, bir yandan da “kürsü dokunulmazlığı” kavramının sınırlarını test ediyor. Ne olacak, gelecekte bu tartışma nasıl sonuçlanacak, hepimiz merak ediyoruz.
Kaynak: Orijinal Haber