İBB Davası’nda 67’nci gün 14 saat sürdü
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nin yeni duruşma salonunda, 67’nci gün 14 saat sürüp tam tam biten bir duruşma, tam 14 tutuksuz sanık, yani devam eden İBB Davası’nın bir başka kilometre taşını oluşturdu. Duruşma, adliyeye yeni açılan Marmara Kapalı Cezaevi’nin içinde, hem eski hem de yeni yüzlerin bir araya geldiği bir sahne gibi gitmişti. Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53 tutuklu 414 sanıklı davada, 14 tutuksuz sanık Savunma yaptı, saat 11:00’da başlayan ve gece yarısı 00:35’de sona eren bu etkinlik, adaletin bir kez daha şehrin sokaklarında yankılandığı bir gün oldu.
İlk dakikalarda, mahkeme salonunun kapıları aralandı, mahkeme kâğıtları hışırtı. Aynı anda, 14 tutuksuz sanık, başta Onur Büyükhatipoğlu, Emre Manav, Metin Gül, Erhan Ünal, Nahit Kiler, İsmet Koyun, Naim Erol Özgüner, Abdullah Uygun, Hüsnücan Şen, İdris Yıldırım, Hüseyin Yurddaş, Mahir Gün ve Emin Türe, birer birer masaya oturdu. Her biri, hem kendi hikayelerini hem de bir başka hikayenin, yani İBB Davası’nın gizemli kabuğunu açmak için bir adım atıyordu.
Onur Büyükhatipoğlu’nun savunması, 17 Haziran’da cezaevine gitmesinin sebeplerini, Adem Soytekin’in etkin pişmanlık beyanlarını ve bu beyanların nasıl yanlış anlaşılmalara yol açtığını konuşturdu. Onur, “Adem Bey’in tutukluluk kararına itiraz ederken başka bir meslektaşına etkin pişmanlığa dair beyanda bulunduğunu bilmiyorum” diye ekledi. Aynı zamanda, “Soytekin’den talimat almak kolay değil, bana ‘Bana bir konuda talimat ver’ dersen ‘Bana güvenmiyor musun? Benim sözüm senettir’ der” diyerek, hakimlerin ve avukatların arasında bir köprünün, aslında bir labirent olduğunu vurguladı. Bu açıklama, mahkemede beklenen uzun bir süreyi, bir an için ateşli bir tartışma sahnesine dönüştürdü.
Gecenin ilerleyen saatlerinde, diğer tutuksuz sanıklar da sahneye çıktı. Emre Manav, “Benim hakkımda asılsız iddialar var mı?” diye sordu, “Onur Büyükhatipoğlu geldi, bana baskı yaptı, bana şunu getirdi, bunu götürdü” dedi. Metin Gül, “Mehmet Pehlivan’ın toplantıda yoktu” şeklinde bir iddiayı tekrar etti, “YT Hukuk’ta akşammış iddia etti, ama baz kayıtlarına göre akşam değil” diyerek sohbeti eğlenceli bir şekilde ilerletti. Bu konuşmalar, mahkeme salonunun duvarlarında yankılanan bir dizi farklı ses gibi görünecekti.
Mahkeme buluşması, bir yandan da İstanbul’un tarih kokan sokaklarında, bir yandan da Marmara Kapalı Cezaevi’nin kapalı duvarları arasında iki farklı dünyanın çatışmasını yaşattı. Duruşmanın sonunda, 41 sanığın savunması tamamlandı. Bu süreç, hem mahkeme salonunun duvarlarına hem de şehir sokaklarının kalbine derin izler bıraktı. Şimdi bakarsak, 14 saat boyunca, 14 tutuksuz sanığın, 414 sanıklı davanın, İstanbul’un kalbinde bir kez daha adaletin bekleyişini gösterdiği bir sahneye dönüştü.
Kaynak: Orijinal Haber
